YAZILARINDAN-YILMAZ ODABAŞI WEB SİTESİ


      YAZILARINDAN
     İYİ ŞAİR, KÖTÜ VAİZ İSMET ÖZEL
 

Bir ömre birkaç dünya görüşü sığdıran, “Amentü”ye kadar toplumcu gelenekten beslediği ajit-prop şiirlerini Türkiye’de siyasal islamın beğenisiyle buluşturmak gibi formüller üretmekle kalmayıp, Sivas katliamının bu ülkenin kalbini onulmaz bir sızıyla incittiği günlerde; “Sivas göklerinde Sırp teyyareleri uçacak mı?” gibi yaralayıcı vurguları, “Kürt sorunu emperyalist bir dayatmadır”  veya "Müslüman olmayan Türk de olamaz" gibi gibi saçma beyanlarından tutun da, onun şiirinin mistik mecrasına dek her şey nüanslarıyla alıntılanıp sorulmalı, sorgulanıp tartışılmalıdır...

... Devamı

     NE ANLATIR ESKİ FOTOĞRAFLAR
 

Oysa ki “satışa” çıkmayan ve asla çıkmayacak bir şeylerimiz olmalı, kalmalıydı…Dikkatle incelediğimizde, bu fotoğraflar onlar hakkında kısaca yazdıklarımın çok daha fazlasını anlatıyorlar bize...Siz olun, onları koruyup muhafaza edecek birileriniz yoksa eğer, eski fotoğraflarınızı yakın…Yakın ki, ne ölenlerin anıları ne de onları işporta tezgahlarından satın alan şairlerin yürekleri incinmesin…  

... Devamı

     HAYAT BİLGİSİ NOTLARI III
 

      "Bizden daha kötü durumda birinin elini tutarken, üşüyen birine rastladığımızda ona bir ceket giydirirken, tuttuğumuz, üzerini örttüğümüz aslında kendi vicdanımızdır..."


... Devamı

     ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK GÜNEYDOĞU GAZETECİLİĞİ
        Çünkü anılarınız, acılarınız neyse  siz de “o kadar”sınızdır; çünkü herkes ait olduğu yerden bakar dünyaya.Bizim de ait olduğumuz yer, sayısız trajedinin hızla yaşanıp bir o kadar da hızla tüketildiği o kan revan topraklardı; tanıktık, bu yüzden sorumluyduk.O yangını biz çıkarmamıştık, ama orada ne kadar ateş varsa o kadar kül’dük  ve ne kadar tanıksak  o kadar  sorumluyduk...

... Devamı
     HAYAT BİR KAZA
      İki şeyin  apansız geldiğine inanırım hep: Aşk ve ölüm…İkisi de geldiğinde  “git” diyemezsiniz; ikisinin de önemi ve büyüklüğü, belki de “git” diyemediğimiz içindir...

... Devamı
     HAYAT BİLGİSİ NOTLARI 2 Kötülük-İyilik ve Ölüm Hk.
 

  “Yerli melodramlarda kendisine ilgi gösteren yabancı adamlara 'siz ne kadar iyi bir amcasınız?'diyen çocuklar artık büyüdüler ve onlara şefkatle yaklaşan o amcaların ilgilerinin odağında analarının olduğunu pekala gördüler.Artık bu toplumda da iyi olmanın ve iyiliğin kriterleri çok değişti...İyi olmanın da bir şerefi vardır ve herkes bilinci, ahlakı ve duyarlığı kadar iyidir…"

... Devamı

     ŞAİR, DİL, İKTİDAR, MODERNİZM VE KÖTÜLÜK HK.
 

    Artık sadece geçmişi iyi anlamış olmak değil, Modernitenin bıraktığı yerdeki yeni insanı, o insanın yeni dilini, itildiği trajik yalnızlığı,  pazarın ahlakını, ahlaksızlığını, çokuluslu şirketleri,  medya erki ve tahribatını vb. tümünü tanımak, anlamak zorundayız.Anlamak, ama inanmamak ve hep şüphede durmak zorundayız.Bugünün her şeyi karşısında; kurumları, ilişkileri, sanatçı ve şair imgeleri, siyasası, medyası, her şeyi karşısında şüphede durmalıyız...


... Devamı

     MAZLUM GÜN GELİR ZALİM OLURSA
 

   Mazlumlar adına şiddet karşıtı olmak mı, şiddet yanlısı olmak mı insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamına girer?Bu sorunun yanıtı gibi Orhan Miroğlu’nun tavrı da açık ve barışçılken, barışı savunan bir insana onun infazına giden yolu gösterenler, karşılarında her zaman irkilmiş bir vicdan ordusu bulurlar...PKK, 80’lerin başında böylesi bir vicdan ordusunun öfkesiyle kendini inşa ettiğini unutmakta ve şimdi giderek kendine karşıt bir Kürt vicdan cephesi oluşturmaktadır.  

... Devamı

     Bir şiirin öyküsü MARTILARLA RANDEVU
      1 Mayıs 1999’da "düşünce suçu" mahkûmiyetinden Bursa E Tipi Cezaevi’de kırk günü hücrede geçen elli günün ardından, bir kez daha geride kötü geçmiş günler bırakarak,  bileğimde kelepçeler ve refakatimde dört jandarmayla bir askeri ring aracıyla Bursa’dan Tekirdağ’ın Saray ilçesi kapalı cezaevine sevk ediliyordum(...)


... Devamı
     SİZ ÖLÜLERİ SEVERSİNİZ
 

      Musa Anter'i, 1992 yazı İstanbul’daki evindeyken, katledilmesinden bir ay kadar önce  Diyarbakır’dan telefonla arayıp hal hatırını sorduğumda, diyordu ki:”Kötüyüm Yılmaz! Benim asabımı çok bozuyorlar.(...)Gazetesi, bütün yazılarımı kısaltıp sansürlüyor.Bir de beş on kişiyle sık sık gelip evimi işgal ediyor, geceleri de burada kalıyorlar.Bir kitap bile okuyamıyorum!Yakında bırakacağım bu gazetede yazmayı!” Şimdiyse adına ödül koyanlar, katledildiği gece yanına bir refakatçi bile vermemişlerdi…


... Devamı

     Orada neler olmuştu SON ON İKİ EYLÜL YAZISI
 

       Artık giderek evrensel bir kültürün oluştuğu, sınırların birer birer düştüğü dünyamızda Yüzbaşı Esat Oktay’lara, kaburgasının altında bir insan kalbi taşımayan işkenceci subaylara ‘emir kuluyduk’ dedirten apoletleri büyük, beyni küçük generallerin darbeci, despot ruhlarına yer yok! Varsa eğer, giderek uygarlaşan dünyamızdan artık safra gibi dökülecekler ve elbette insanlığa yaraşır bir dünya için yürüyenler, yağmur yağdı diye yürümekten vazgeçmeyecekler..."

... Devamı

     DAKTİLO
 

       ‘Bu ülke yalnız gençliğini değil, kendi geleceğini de sakatladığı için, bizim Eylül’ümüz yas tutan bir utancın Eylül’üdür…Utanmayanlardan utandığımız Eylül’ dür bu ülkede her Eylül…Ressamın fırçası, öğretmenin tebeşiri, yazarın daktilosu, bir ananın sonsuz şefkati ve ergen bir kızın ilk aşkı bile o Eylül’den pay almıştır… O Eylül  ki ,“ah” almıştır…’

... Devamı

     HAYAT DÜŞLERİMİZİN GERİSİNDEKİ KIRINTILARDIR
       Olduğundan daha başka birisi olmak isteyen insanlar vardır; bunu şiddetle isteyenler vardır. Aramızda dolaşırlar.Oysa hayat, düşlerimizin gerisindeki kırıntılardır. Hayat, biz başka planlar yaparken karşımıza çıkanlardır...

... Devamı
     KUTSAL GÖREVLER YA DA İRADEYLE BELİRLENMİŞ ÖMÜRLER
        'Kundera’nın “Suç vardır cezayı bekler, ceza vardır suçu bekler, ”gibi  bir cümlesi vardı.Eklemeliyim, her suç, o suçun neden ve nasıl suç olabildidiğini algılayabilecek bir yargıcı bekler ya da her hasta, hastalığını en az kendisi kadar hissedecek sezgiye sahip bir hekimi bekler...

... Devamı
     ANAMIN RÜYALARINI SUSTURDUM
       "Artık kimselerin yüz yüze kaldığım hayatın örseleyici çıplaklığından, beni  bir aldatmacalar, rüyalar dünyasına sürüklemesine izin vermeyecektim! Çünkü daha on dokuz yaşımda öğrenmiştim ki, hayatın vahşi çıplaklığı, rüyaların evrenindeki en berbat kâbusları bile utandırırdı...   

... Devamı
     YILMAZ ODABAŞI'NIN NEW YORK ÜNİVERSİTESİ'NDE YAPTIĞI KONUŞMA
 

        New York Universitesi ve  Kervokian Yakın Doğu Araştırmaları Merkezi’nin New School ile birlikte 6 Mart 2010 tarihinde New York’ta düzenlediği NAZIM HİKMET VE MAHMUD DERVİŞ konulu uluslararası edebiyat seminerinde Yılmaz Odabaşı’nın yaptığı konuşmanın Türkçe metni.


... Devamı

     ÖRTÜLÜ PERDELER KAPILAR VE ÜŞÜYEN HAYATLAR
 

       Evlerin çatıları, kapıları ve perdeleri, sevinçleri, coşkuları olduğu kadar acıları ve yoksullukları da örtüyor. O örtülü kapıların, perdelerin ardında herkes kendi cennetini ya da kıyametini yaşıyor...



... Devamı

     AŞK KAÇ KİŞİLİKTİR
       Sevgisizliğin, şiddetin, paranın ve silahın egemenliğinin, soğuk ve sıcak savaşların, yolsuzluğun, yoksulluğun, yasakların ve yasaların konuşulduğu bir dünyada bu kez aşktan söz edeceğiz. Toplumun büyük oranının, özellikle gençliğin aşk rüyalarını, düşlerini yağmalayanlar hâlâ aramızda dolaştıkları için, popüler kültürün, medya kuşatmasının vb. pek çok faktörün özünden yalıtıp kirlettiği, yozlaştırdığı aşk anlayışının basıncına karşı bir itirazı dillendirmek için de aşktan söz edeceğiz...

... Devamı
     BİR GENÇ ŞAİRE
           "Kuşku, bizi çok yetişkin yapar. İnanarak bakmalıyız olup bitene, inanarak dinlemeliyiz insanları. Herkesin yalan söylediğini düşünürsek, kendimizinkiler dışında hiçbir doğrumuz kalmaz…” 

... Devamı
     ÜLKEMİ SEVMEME YARDIM EDİN
          Biz, kurbandık!Apoletleri, cüzdanları ya da mevkileri büyük, ama pek çoğunun beyinleri küçük insanların çevrelediği bir atmosferde gözlerimizi dünyaya açtığımızda,  ağlayışımız bile belki bu dünyadaki mutsuzluğa bir itirazdı...

... Devamı
     YAZININ TİCARİLEŞMESİ VE DURUŞUN HAYSİYETİ
 

     İnsan, sözel  iletişim ve kültürünü binlerce yıl sonra  yazıya dönüştürdü; insanın bilinci, tarihi ve duyarlığı, asıl yazı ile anlam kazandı.Homeros’tan Yunus Emre’ye süren sözel gelenek, ancak yüzyıllar sonra yazıyla buluşabildi.Yazıyı dışsal, yabancı bir teknoloji olarak gören  Platon, yazının, bugünün bilişim teknolojisiyle modern toplumlardaki işlevini ve nasıl ticarileşebildiğini hiç göremedi…

... Devamı

     BAZEN ESKİ KURBANLARDIR YENİ CELLATLAR
 

      "Görüyorduk ki bu toplum, kendi evlatlarını, gençlerini, farklı kimlikleri düpedüz -o balıklar gibi-yiyerek yaşıyordu ve insiyatif verdikleri birtakım imtiyazlılar, apoletliler, kolluk kuvettleri ve "derin" camialar, onların verdiği rızayla oluk oluk akan  kanla besleniyorlardı; bu kan, bu toplumun öz  çocuklarının kanıydı..."

... Devamı

     TÜRKİYE'DE YAZAR ÖRGÜTLERİ VE MİLENYUMDA İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ
 

       "Tıpkı devlet gibi, Türkiye’de yazar örgütleri de kendi resmi tarihlerini yazıyor ve statik yapılar oluşturup küçük lobicilik faaliyetleriyle, yazıyı ahbap çavuş ilişkileri ile tüketilecek bir meta, yazarı da bir pazarlama figürü olarak algılayan, ama bu görünümün bile harcını oluşturamayan bir belirsizlikte oturuyorlardı..."


... Devamı

     ZAMANIN VİCDANINA GÜVENMEK
 

      "Türkiye, şimdi yeni çağın yeni siyasal dinamikleri karşısında kara kutusunu açmaya ve dünyaya yarı  aydınlık yansıyan siluetini artık ağartmaya çalışıyor. Fakat sosyokültürel ve siyasal çehremiz, yeniliklere hoşgörülü bir altyapıyla şekillenmediği için, tartışma kültüründen yoksun bu statik yapı, baskın çoğunluğu oluşturan faşizan güruhuyla reform yanlısı unsurların yenilik-değişim taleplerini tasfiye etmeye çalışıyor."

... Devamı

     PAMUK'UN TÜRKİYE'YE BAHŞETTİĞİ
 

      Nobel ödülü, her yıl sadece nitelikli yapıtlar üreten yazarlara değil, yaşadıkları ülkede ve dünyada totaliter rejimlerle mücadele eden, resmi ideolojiler karşıtı ve insan hakları savunucusu yazarlara verilir.Bu vurgular, Nobel tüzüğünde de böyle yer alır...


... Devamı

     İNSANIN EN BÜYÜK KORKUSU KENDİSİDİR
        Psikanaliz, bir ergen çocuğun önce “baba”yı, yani kişiliği üzerindeki “ilk” totaliter baskı unsurunu yenerek benliğini oluşturabileceğini söyler.Bizim yazgılarımızda ise fizyolojik – psikolojik bir sürü “baba”nın cehaleti, şiddeti ve bu şiddetin bilinç ve benliklerimize açtığı kocaman gedikler vardı. Belki de bu yüzden kendimizi inşa çabamız, upuzun yıllara rağmen böyle yara bere içinde kaldı...

... Devamı
     BAZEN BİR YERE BAKMAMANIZ GEREKTİĞİNİ SÖYLERLER
      "İşte bazen bakmamamız gerektiği söylenen bir yerlere baktığımızda, belki orada yasaklara değil de, asıl insanlığımıza bakmış oluruz biz.Size de bazen bir yerlere bakmamanız gerektiğini söylerler... Bunu hep söylerler.Fakat dönüp bir bakın...Bakın, belki  yıllar sonra dönüp geriye baktığınızda pişman olmayacaksınızdır..."


... Devamı
     SANATTAKİ ÇOCUKLUK VE ÇOCUKLUKTAKİ SANAT
         Sanatın yüreğinde bir çocuk vardır. O çocuk dışarıdaki yetişkinle sürekli kavga eder ve birbirlerine bir şeyler öğretirler.Sanatın yüreğindeki çocuk, sevgiyi, erdemliliği ve estetiğin büyüsünü sever. Yetişkinin dünyası ise çoğu kez zalimdir; estetiği de, duyguları da boğar ve oyunu hep kuralına göre oynar...

... Devamı
     MARILYN VE RABİA
        Marilyn Monroe, ölümünün üzerinden geçen yarım yüzyıla rağmen hâlâ bir efsane.Gayri meşru olarak dünyaya gelen ve annesini tımarhanede yitiren Marilyn’nin, mutsuz bir çocukluk geçirdiği ve bakımevlerinde istenmeyen bir eşya gibi görülme duygusuyla yaşadıkça didiştiği bilinir.

... Devamı
     SEVGİNİN HERKESTEN ŞİKÂYETİ VAR
           Anahtar sözcük: Sevgi...Artık bütün albenisini yitirmiş, bayağılaşmış ve aşınmış bir sözcük: Sevgi...
      Her yerde aynı bıktırıcı sözcük yineleniyor; her yerde sevgi mağdurları, sevgi kırgınları, sevgi yorgunları ve o mağduriyetlerin, kırgınlıkların, yorgunlukların enkazından beslenen sevgi tüccarları, sevgi ihraççıları...


... Devamı
     TUŞLAR, DÜĞMELER, GÜVERCİNLER
         "Acaba diyorum, biz mi onları, yoksa hayatlarımızı bu denli kuşatmış düğmeler ve tuşlar mı bizi yönetiyorlar? Düğmeler ve tuşlar mı insan zekâsının oyuncakları, yoksa insanlar mı kendi ürettikleri bu cihazların tutsakları?Acaba insanlar mı TV’leri uzaktan kumanda ediyor, yoksa TV’ler mi yığınları uzaktan kumanda edip manipüle ederek birer serseme çeviriyor?Acaba yapraklar mı terk ediyor ağaçlarını, yoksa ağaçlar mı yapraklarını?"

... Devamı
     BİR DENİZ DÜŞÜ İÇİN
        Herkes aynı sahilde kümelenirken, denize karşı çölün sevgisini öneriyorum... Bir şarlatanın sevgisine, bir abdalın kederli sevgisini... Ölüme karşı yaşamın, geçmişe karşı geleceğin, şerre karşı hayrın sevgisini... Tutulmayan ellerin, bakılmayan gözlerin, bulutların, suların, yosunların sevgisini... Kuşların; evet, bütün kuşların sevgisini... Bir de düşlerin sevgisini... Düşlerin sevgisini!

... Devamı
 

 
      DUYURU

ŞARKISI BEYAZ


3. Baskısı çıktı!
(Roman, 265 sayfa-Nemesis Yayıncılık)



KONUŞSAM SESSİZLİK GİTSEM AYRILIK


5.Baskısı çıktı!
(Bütün şiirleri:1.kitap/120 S.-Nemesis Yayıncılık)


FERİDE


13.Baskısı çıktı!
(Bütün şiirleri 2. kitap/96.s.-Nemesis Yayıncılık)



 



Uzun süredir yeni basımlarını yaptırmadığım ve okurun ısrarla aramaktan caymadığı yeni baskılar yayınlanıp raflarda yerlerini aldıktan sonra, yeni kitaplarım 2012 yılı içinde sırasıyla yayınlanacaktır. Bilginize sunar, selam ederim...(Y.O.)


      MULTİMEDYA



      GALERİ




   KENDİ SESİNDEN ŞİİRLERİ