Üye Olacağım | Şifremi Unuttum | Aktiv. Emailim Gelmedi

Email Adresi :

Şifre :  

Site Anasayfa | Forum Anasayfa | Kategori Dökümü | Kurallar | Chat | Tavsiye Et | İletişim


Forumda Ara :
Diz :
Forum Hızlı Menu :
    Forum >> Alıntı edebiyat >> Halk edebiyatı
Bu kategorideki ziy.sayısı1 kişi aktif Bu kategoride yeni konu açacağım
02 Kasım 2009 Pazartesi Okunma :Bugün 7 Toplam 570
Konuyu Takip Listeme ekle Bu konuya cevap vereceğim
Ruhi Su #7544


Ruhi Su - Ezgili Yürek



Ama benim memleketimde bugün
İnsan kanı sudan ucuz
Oysa en güzel emek insanın kendisi
Kolay mı kan uykularda kalkıp
Ninniler söylemesi


Ruhi Su, 1912 yılında Van'da doğdu. Memur olarak çalışan babasının tayini ve ataması vesilesiyle Adana'ya yerleşti ve çocukluğunun büyük bir bölümünü burada gecirdi. Genç yaşlarda babasını ve kısa zaman sonra da annesini kaybetti. Çocukluğunun geri kalan ve gençlik yıllarını yanlarına verildiği yoksul bir aile ve daha sonra da öksüzler yurdunda geçirdi. Adana Öğretmen Okulu'nda okurken, Ankara'ya Müzik Öğretmen Okulu'na girmeyi başardı. 1935'de Cumhurbaşkanlığı Orkestrası'na seçildi, konservetuarın opera bölümünde de okudu ve daha sonra da Devlet Operası'nda çalıştı, bir süre radyoda türkü söyledi. Devlet Operası sanatçısı olarak, Bastien Bastienne, Satılmış Nişanlı, Madame Butterfly, Fidelio, Tosca , Yarasa, Aşk iksiri, Rigoletto, Figaro'nun Düğünü, Maskeli Balo ve Konsolos gibi operalarda rol aldı. Türk Opera Sanatı'nın temelinde Ruhi Su'nun da katkısı büyüktür.

Ruhi Su, sosyalist dünya görüşü nedeniyle 1952-1957 yılları arasında 1951 TKP tevkifatı dolayısı ile hapis yattı. 1960'ta İstanbul'da Taksim Belediye Gazinosu'nda sahneye çıkan Ruhi Su, bir yandan da halk türkülerini kaydedip, arşivleme görevini üstlendi. Bu arada radyoda da 'Basbariton Ruhi Su Türküler Söylüyor' anonsuyla sunulan bir radyo programı yaptı. Bu programlardan birinde söylediği "Serdari Halimiz Böyle N'olacak? Kısa çöp uzundan hakkın alacak" türküsü nedeniyle radyodaki işine son verildi.

Söylediği türkülerdeki siyasi vurgular yüzünden aleyhinde kampanyalar başlatılan ve işini kaybeden sanatçı, türküleri derleyip, yeniden yorumlama işine kendi başına devam etti. 1975'te Dostlar Korosu'nu kurdu. 1978'den sonra ürettiği kasetlerle halk müziğinin, yaygınlaşmasına büyük katkıda bulundu. Aydınlara türkü dinlemeyi öğreten kişi olarak da bilinir.

12 Kasım 1952'de tutuklanarak İstanbul'a gönderildi. 141. maddeden yargılanarak 5 yıl hapis, 20 ay gözetim altı hükmü giydi. Böylece Ruhi nin opera yaşamı noktalanmış, türkülerine yeni bir boyut, buruk bir tat ekleyen başka bir dönem başlamış oluyordu. Bilinçli bir tavırla türküler üzerine çalışmaya başladığı 1938 yılından, ölümüne kadar, hapishanenin ağır koşulları, engellenmeler yasaklanmalar, hiçbir şey Ruhi'ye türküler söylemekten onlar üzerinde aralıksız çalışmaktan, korolar oluşturarak türkülerini öğretmekten olanak bulduğu zaman konserlerde, resitallerde, olanak verilmediği zaman dost evlerinden, gece kulüplerine kadar, elverişli elverişsiz her ortamda türkülerini söylemekten alıkoyamadı. Türkülerin anlam ve içeriği dünya görüşünü biçimlendirmekte; dünya görüşü, türkülerini sevip yorumlamakta belirleyici etken oldu. Sanatçı-toplum ilişkilerini bilinçle, sevgiyle besleyerek her zaman diri, işlevsel tuttu. Ne sanatından en küçük bir ödün verdi ne sağlam dünya görüşünden. Kendini sanatına sanatını halkına adadı. Böyle bir yolda büyüdü. Ölümsüzleşti.
Ruhi Su, 12 Eylül yönetiminin engellemeleri yüzünden yurtdışında tedavi şansı bulamadı ve 20 Eylül 1985'te öldü. Mezarı İstanbul Zincirlikuyu'dadır. Ruhi Su'nun cenaze törenine binlerce kişi katıldı ve cenaze 12 Eylül döneminin ilk büyük kitle gösterisi haline dönüştü. Cenazede gözaltına alınan 163 kişi İstanbul siyasi şübede 15 gün süreyle gözaltında tutuldu.

Kendisi Alevi Deyişlerini okumuş, Pir Sultan'ın, Hatayi'nin ve diğer ozanların deyişlerini yorumlamıştır. Nazım Hikmet'in şiirlerini ilk besteleyenlerdendir. 1954'te hapisteyken söylediği Mahsusmahal adlı türküsüyle ünlendi ve ölümünden 21 yıl sonra o türküsü Ulusal Kanal'da yayınlanmaya başlandı.


Hayatı

Çarpık düzen ve bununla birlikte halk kültürünün yozlaşmaya yüztuttuğu bir dönemde bütün zorlukları göze alarak geçmişin direncini taşıyan kültür mirasını sahiplenen ilk isimdir Ruhi Su. Halkıyla bütünleşmek, sanatçı yönüyle toplumsal sorunlara karşı bilinç uyandırmak adına çıktığı bu zorlu yolda kendisine ödetilen bedel baskı ve yıldırmalarla geçen koca bir yaşam olmasına rağmen çok iyi bildiği ve geliştirmeyi başardığı geçmişten aldığı direniş geleneği onurlu duruşundan hiç ödün vermemesini sağladı. Aramızdan ayrıldığı 20 Eylül 1985'ten bugüne tam 20 yıl geçti…

Muhalif müziğin sesi 1960'larda yükselir. Köroğlu, Pir Sultan, Dadaloğlu gibi ozanlara dayanan muhalif halk müziği geleneği o yıllarda yeniden etkinliğini Ruhi Su sayesinde sürdürür. Dünya müziği ve geleneksel halk müziği arasında bir köprü kurma misyonunu başarıyla yüklenen usta ozan sergilediği devrimci duruşuyla da tıpkı Pir Sultan gibi, Dadaloğlu ve Köroğlu gibi egemenlerin hedefi olur.
1951 yılında tutuklanıp aylarca işkenceler görür. Tam 5 yıl değişik hapishanelerde tutsak edilir. Sonra sürgün, gözaltı… Yurt dışına tedavi görmek için gitmesini bile engellerler.

Bugün az sayıda devrimci sanatçının örnek aldığı Ruhi Su hala bu devrimci duruşun, direnişin en başta gelen sembollerinden birisidir. "Türkü söylemek benim için bir aşk halidir. En güzel aşklarımı türkü söylerken yaşadım. Ne onlar beni aldattı ne de ben onları. Türkü söyledikçe yeşeriyor, çiçekleniyordum" diyordu her şeye karşın Ruhi Su bir yazısında. Bir ülkenin suyu ve toprağı kadar değerli varlığı olan türkülerine baskı görenin yanında saf tutarak sahip çıkmıştır…

Ruhi Su yaşamını da karşısına dikilen bütün güçlüklere ve engellemelere karşın bir sanat yapıtına dönüştürebilen bir insandı. Görkemli başarısında geçmişten bir başka halk sanatçısında övdüğü sevgiye, hoşgörüye ve insanın yaratma gücüne olduğu kadar halktan kopuk hiçbir işten, hiçbir insandan hayır gelmeyeceğine duyduğu inancın da payı büyüktür.

1912 yılında Van'da doğmuştu. Anasını, babasını hiç görmedi. Çocukluğu Adana'da, Çukurova'da, Toroslar'da geçti. Van'dan Adana'ya bir aileye geldiğinde çok küçüktü. Ailesi çok yoksuldu.

Altı yaşına geldiğinde Adana'yı Fransız ve İngilizler işgal etmiştir. Bu yüzden Toroslara sığınırlar. Oradan oraya göçerler. Sonra tekrar Adana…

Asıl adı Mehmet olan Ruhi Su 10 yaşındadır o zaman. Sonra bir öksüzler yurduna verilir. O günden sonra da hep yatılı okur. Müzik yaşamı da öksüzler yurdunda başlar.

1925 yılında Ankara'da Müzik Öğretmen Okulu kurulmuştu. Türkiye'deki tüm öksüzler yurtlarına bir bildiri yollanır, "müziğe hevesli, istidatlı çocukları bize yollayın" denir.

Bu sınavlara girip kazanır Ruhi Su. Ama Türkiye'deki tüm öksüz yurtlarına bir başka tamim daha gönderilir, "okulu bitiren tüm çocuklar zorunlu olarak askeri okullara girecek" diyorlardı bu kez.
Ruhi adı da Adana'dan ayrılmadan önce muayene sırasında doktorlar tarafından konmuştu Ruhi Su'ya. Askeri lisedeyken çalıp söylemeye, bir yandan da sevmediği askeri okuldan ayrılmanın yollarını aramaya başlamıştır. Okuldan kaçıp Ankara'ya gider.

Cebinde sahte bir kimlik, yüreğinde sonsuz bir sevinç ve umutla gittiği yolun sonunda yanında iki inzibatla İstanbul'a döner. Kaçtığı için hapsedilmiştir. Daha sonra çürüğe çıktığından Halıcıoğlu Askeri Lisesi ile ilişkisi kesilir, Adana'ya, öksüzler yurduna geri gönderilir. Oradan da Adana Öğretmen Okulu'na…

Müzik sevdası ağır basmıştır Usta'nın. Ankara'daki o tek müzik okuluna gitmeyi düşler. Adana'da o yıllar yaz geldiğinde öksüzler yurdunda kalan çocuklar evlerine gönderilirdi. Evi olmayanlar da Konya'ya aynı okula gönderilirdi. Orada Ruhi Su'nun sesini duyan okul öğrencileri "mutlaka Ankara'ya gelmeye bak" demişlerdi Ruhi Su'ya.

Birisinden bir keman ödünç alıp bir otel odasında gece gündüz çalışır. Sınav günü gelip çatınca girdiği her dersin sınavını başarıyla verip sonunda Ankara Müzik Öğretmen Okulu'na girer.
Orta Eğitim Müdürü büyük eğitimci Hasan Ali Yücel'dir o yıllar. 1936'da Ankara'da Riyaseti Cumhur Orkestrası kurulmuştur. Ankara Müzik Öğretmen Okulu'nu bitiren Ruhi Su da girer konservatuara, 1942 yılında opera bölümünden mezun olur.

Radyolarda türkü söylemeye başlar. Radyodaki programları çok tutulur. Radyo programları tutulmasına tutulmuştur ama senin için şöyle şöyle diyorlar diyenler halk türkülerini söyleyen, seslendiren Ruhi Su'yu, 1952'de hem radyodan hem de operadan kopartmışlardı.

1952 yılında cezaevine girer, 5 yıl hapis yatar. Siyasal düşünceleri yüzünden girdiği cezaevinden 1957'de çıkar.
1960'ta İstanbul'da türkü söylemeye başlar. Bu sıralarda "Bitmeyen Yol" filminde söylediği türküdeki Serdarı'nın "Halimiz ne olacak kısa çöp uzundan hakkını alacak" şeklindeki sözler hakkında kampanyalar açılmasına bile neden olacaktır.

Sanat yaşamı boyunca 16 45'lik plak, 12 uzunçalar plak doldurdu. Kendi şiirlerinin yanısıra Nâzım Hikmet'ten, Türk halk ozanlarından ve diğer şairlerden çeşitli şiirleri besteledi. Şiir, yazı ve konuşmalarını 1975'te basılan "Ezgili Yürek" adlı kitabında topladı. Anısına hazırlanan "Ruhi Su'ya Saygı" kitabı da 1986'da yayınlandı.

Ruhi Su "Halkımın desteğini gördüğüm için sürdürdüm ve hep bu işle yaşadım" diyordu. Genç yaşlardan başlayarak dünyaya bakış açısı sanatını, sanatçı duyarlılığı da dünyaya bakış açısını geliştirmiş, biçimlendirmiş ve güçlendirmişti.

Yaşamı boyunca yılmadı. Sesi, sazı ve türkülerle yaşadı. 1985'te aramızdan ayrıldığında Türkiye halkına bağlılığını benzersiz bir eylemle, bu halkın müziğini evrenselliğe ulaştırarak kanıtlamıştı.

Devrimci müzik nedir sorusuna karşılık "Halkın özlemleridir. Ekmekten aşka kadar halk neyin özlemini çekiyorsa odur" diyordu. Dadaloğlu'nda da, Köroğlu'nda da, Pir Sultan'da da bizim halkın özlemi, dertleri ve sorunları dile geliyor demişti.

Ruhi Su da diğer bütün halk ozanları gibi halk kaynağından beslenmiş bir ozan. Ama bir farkla o bir yandan halk kültürünü araştırıyor, geçmişin şiirlerini, türkülerini ortaya çıkarıyordu. Bir yandan da bunları çağdaş bir yorumla halka sunmaya çalışıyordu.

Ruhi Su'nun gür sesli yalın söyleyişi, türkülere bir canlılık, tazelik ve renklilik getirmiştir. Hem O'nun halka olan saygısını hem de halk kültürüne olan sevgisini ortaya koymuştur.
Ruhi Su, 1960-1970'li yıllar arasındaki kuşağın bir kesiminin türkülere getirdiği yoz anlayışı kırmış, kan ağlayan ağıtlara, yiğitçe başkaldıran koçaklamalara, derin insancıllık yüklü nefeslere yeni bir soluk getirmişti. Çünkü Ruhi Su'nun sesi kabukları kırıp öze giden, özle sözü bir eden bir sesti.

Halk türlü baskılardan türkülerde kurtulur, içini türkülerle döker. Ruhi Su'nun türkülere getirdiği katkı, yanıklığı uyanıklığa çeviren bir ses ve saza bile başını eğmeden, göğsünü gere gere bir söyleyişti.
Yorumculuk yönüyle de öne çıktığı 1960'lı yıllardan sonra bir ekol haline gelmişti. 1940'larda başladığı müzik çalışmalarına da 1952–57 yılları arasında tutukluluk yüzünden ara verir.

Türküleri bir konu çevresinde toplar ve toplumcu şairlerin yapıtlarını da besteleyip yorumlardı. 80 sonrası ortaya çıkan müzik gruplarında Ruhi Su'nun etkisi görülür. Ruhi Su'nun kendinden sonra gelenleri etkilemesinin nedeni türkülerdir. Diyar diyar gezip derlediği türküler…

Ruhi Su'ya kadar türküler sadece o zamana kadar gelen, geleneklere bağlı kalan klasik bir yöntemle "derleme" usulü ele alınıyorken Ruhi Su, müzikte çağdaşlaşma adına yorum ve derlemede farklı arayışlara girmiştir. O, ardından gelenlere halk türkülerinin alışıldık kalıpların dışında da sunulabileceğini kanıtlamayı bilmiştir.

Türkülere kendinden bir şeyler katan Ruhi Su, birçok konuda türkülere titizlikle eğiliyor, tarihsel serüveni içinde köklerine inip bugüne taşıyordu. Her türküde koyduğu katkı geleneği gelecekle buluşturuyordu. Ruhi Su demek halk türkülerinin teorisini ve pratiğini birlikte ve en iyi haliyle işleyerek ortaya koymak demekti.

Anadolu'nun geleneksel enstrümanı olan ince sazıyla bas-bariton bir ses bu kadar birlik ve beraberlik çağrıştırıp yakışabilirdi. Ruhi Su'ya göre ses müzikte en önemli ögeydi. Sözü söz eden meramı ifade de en başta gelendi. Bu nedenle çoksesli müzik arayışlarının başına "insan sesini" koymuştur.







Ezgili Yürek

Hangi taşı kaldırsam
Anamla babam
Hangi dala uzansam
Hısım akrabam
Ne güzel bir dünya bu
İyi ki geldim
Süt dolu bir torbayla
Şöylece çıkageldim
Kime elimi verdimse
Döndürüp yüzümü baktımsa
Kısmet kapıyı ç aldı
Kör pınara su geldi
Ben şakıyıp durdukça öyle
Gülün kokusu geldi
Bebesi olmayana
Bunalıp da kalmışa
Acılarla yüklü
Dargın yüreklere
Yetiştim geldim
İyi ki geldim.






ruhi-su.com






Teşekkür Piraye,birpencere,Toplam 2 üyemiz teşekkür etti


ispendek
Başlattığı konu-47 : %8
Toplam mesajı-136 : %2
ispendek
İSTANBUL
Bayan Yaş:96
Diğer…
Teşekkür Et İçeriğe puan ver Üyeye mesaj gönder Konuyu arkadaşına öner Üyenin tüm kayıtları

 

Bu konuya 2 mesaj bırakılmış.
02 Kasım 2009 Pazartesi  
Alıntı yap Bu konuya cevap vereceğim Yukarı #7554

İnsanların türküleri kendilerinden güzel,
kendilerinden umutlu,
kendilerinden kederli,
daha uzun ömürlü kendilerinden.
Sevdim insanlardan çok türkülerini.
İnsansız yaşayabildim
türküsüz hiçbir zaman.
Hiçbir zaman beni aldatmadı türküler de.
Türküleri anladım hangi dilde söylenirse söylensin.
Bu dünyada yiyip içtiklerimin,
gezip tozduklarımın,
görüp işittiklerimin,
dokunduklarımın, anladıklarımın
hiçbiri, hiçbiri,
beni bahtiyar etmedi türküler kadar...
Nazım Hikmet Ran


"Hangi türü olursa olsun sanat bir eylemdir. Sanatçının düşüncesi de, sevgisi de sanatında belli olur. Devrim sözcüğünden, uygarlığa, özgürlüğe ve insanca yaşama yönelik çabaları anlıyorum. İster hazırlayıcısı, ister yansıtıcısı olsun, sanatın da (sanatçının da) hem bu çabaların içinde, hem de bu çabaların sonucu olarak var olması gerekir."


"Toplum bir savaşımın içerisindeyse, müzik o savaşıma da katkıda bulunmalıdır."
 

Ruhi SU


 





sen ne söyledinse bana yirmi dokuz harften seçipte söyledin, fakat nasıl yara aldımsa ben yeryüzünde silahını bulamadım ... Muzo
  

birpencere
Başlattığı konu-32 : %5
Toplam mesajı-322 : %6
birpencere
BURSA
Erkek Yaş:43
Diğer…
Teşekkür Et İçeriğe puan ver Üyeye mesaj gönder Üyenin tüm kayıtları

05 Şubat 2010 Cuma  
Alıntı yap Bu konuya cevap vereceğim Yukarı #8512

SERHAT TÜRKÜSÜ


Ne murdar öldüler
Ne müslüman oldular
Kılıçsız, kalkansız
Bir sofra kurdular 


Zeytin zeytini getirdi
İncir inciri getirdi
Şerbeti üzüm getirdi
Her biri bir şey getirdi
Kimi meyvesini canım,
Kimi gölgesini getirdi.


Ne dörtyüz arslana borçluyuz
Ne Şehmuz Aslan'a
Ilgınlara, sazlara borçluyuz
Biz bu toprakları
Bir de yavşana.


RUHİ SU





Bir kent oldular sonunda ve adını değiştirdiler ülkemin. ( Kemal ÖZER )

05 Şubat 2010 Cuma 15:02:16 tarihinde Piraye tarafından düzenlendi

  

Piraye
Başlattığı konu-5 : %0
Toplam mesajı-43 : %0
Piraye
İSTANBUL
Bayan Yaş:22
Medya
Teşekkür Et İçeriğe puan ver Üyeye mesaj gönder Üyenin tüm kayıtları


[1]
Bu konuya cevap yazabilirsiniz

                                                  

Bazı istatistiksel değerler 15 dakikada bir güncellenmektedir.Güncellenmeye 8 dakika kaldı.
 Derece  Konu  Mesaj  Aldığı Teşekkür
Muzo (A)
Birpencere
Asi_esir
Sunacan
İspendek
Asi_esir  %9
İspendek  %8
Birpencere  %5
Aylakadam  %4
Garip  %3
Muzo (A)  %2
Muzo (A)  %8
Birpencere  %6
Asi_esir  %5
Sunacan  %4
Kewok  %3
Laz_kizi  %3
Muzo (A) 371
Birpencere 114
İspendek 108
Asi_esir 101
Sunacan 97
Yilmaz (A) 71
Bugün giriş yapanlar :
En yeni üyelerimiz :
Meyra , Benjamin84 , Ronyaciya , Piraye , Mawiumut , Canfel , Agitt_amed , Shwan , Ugur , İlayda , Serife , Evin , Burju , Sanatzen , Fearleess ,
Bugün doğan üyelerimiz :
Ayine , 1 üyemizin bugün doğum günü ;Doğum gününüz kutlu olsun.
Semboller Aktif Konular & Son Konular Diğer İstatistikler
Yeni Konu açamazsınızYeni konu Açamazsınız
Konu Açabilirsiniz Yeni konu açabilirsiniz.
Cevap yazabilirsiniz Konuya cevap yazabilirsiniz.
Konuya mesaj yazılamaz Konu kapalı konuya cevap yazamazsınız.
(M) Moderatör
(A) Admin
(SA) Son Admin
Kürdüz, türküz, ermeniyiz
Forumun kapanması hk.
Sadece konuşuyorum
Denediğim denemeler
Kukla ve kuklacılık tarihi
Yüzler,maskeler,kötülükler,farklar...
Beğendiğimiz fotoğraflar
Bugün hangi şiir sizi anlatıyor?
Unutulmaz replikler
Okuduğum kitaplar
Ana kategori :7
Alt Kategori :26
Toplam Konu :575
Toplam Cevap :4607
Online Üye :0
Misafir :4
Toplam :4

www.yilmazodabasi.com.tr/forum | dlby@mail.ru | © 2010


Üye Sayımız :280 | Bugün :42 | Bugün Çoğul :657 | Toplam Tekil :9548 | Toplam Çoğul:445905 | İp No :38.107.191.108