Bir kahvenin telvesinde buğulanırdı zamanan. Analar bize seslenirdi taş avlularan. Koşarak gelirdik... Koşarak ağrıyan,yoksul çocuklardan Türküler,maniler duyulurdu daracık sofralardan.
''yara benden Ok senden yara benden Ne sende ok tükenir Ne acı yara benden''
O analar, o anılar o yıllar yaşardılar. Analar mağrur mabetler gibi susardılar Eyvanlarda serin yaz geceleri kurutulmuş patlıcanları tokuştururdu rüzgar...
Bir kahvenin telvesinde buğulanırdı zaman. Analar bize seslenirdi taş avlularan. Koşarak gelirdik... Koşarak yırttığımız sokaklardan. Türküler,maniler duyulurdu ilenen avurtlardan
'' Su olup taşabilsem Dağları aşabilsem Ne kadar sevinirdim Sana yaklaşabilsem''
O analar, o anılar o yıllar yaşardılar.
Analar ana kokar,gül bakar,şehriye açardılar; analar gökyüzüne ne güzel bakardılar . Analar saçlarında aklıkları kınalarla kandırıp kandillerde mum akar, yatılarda mahçup dilekler tutardılar...
Herkesin anası bir defa ölür; ölür kınaları,yemek tarifleri ve türküleri Herkesin anası bir defa ölür; ölür sevgileri ,kokuları ve öpüşleri...
Herkesin anası bir defa ölür: Bir hançer birden böler ikiye yüreklerimizi...
Şubat 1999
Bir kent oldular sonunda ve adını değiştirdiler ülkemin. ( Kemal ÖZER )
23 Ocak 2010 Cumartesi 17:56:26 tarihinde Piraye tarafından düzenlendi
Ben şu kısa boylu hayatta uzun boylu kederlerle acırım. Yorar beni şu telaş,şu karmaşa. Bir sığınak aranırken şu uğultuda, bir aşk gelir,bir yara Bir yara...Bir yara daha !
Eski bir aşk, yeni bir ayrılıktır her zaman Bunu kuşlar sorar, yıldızlar da anlatır. Kimse bilmez,be, canım, bir yara bir ömrü nasıl kanatır...
Ben seni hep ayrılıkla anmışım. Titreyen ellerimle günlerin buğusuna adını... Hep adını yazmışım. Bir aşk gelmiş bir yara. Bir yara...Bir yara daha !
Eski bir aşk, yeni bir ayrılıktır her zaman. Bunu kuşlar sorar, yıldızlar da anlatır: Kimse bilmez,be, canım, bir yara bir ömrü nasıl kanatır...
Mart 2000.
Bir kent oldular sonunda ve adını değiştirdiler ülkemin. ( Kemal ÖZER )
''Aşılmaz bir duvarın önünde yaşamak köpekçe yaşamaktır''
_ A.Camus_ Yıkadım sevgilerimi ve baktım tozu alınmamış dünyaya. Baktım az insanlık,az aşklar,az ıslaklıkta,az yağmurlarda. Baktım az ekmek,az umut,az uykulara... Herkes yıkanırken düşlerinde serin kırıntılarla; Baktım ve ''Bakın !'' dedim, ''Bakın ! '' : DENİZ SUYUYLA TUZU,AŞKLA ACIYI , CÜRETLE KORKUYU KATIŞTIRAN VE BİR KORKAĞI BİLE KENDİYLE VURUŞTURAN HAYATA BAKIN ! - ca bir alev bile değildiniz hamuru besleyen o fırınlarda... Siz,çelmeciler,hep işkembeciler, aslında beraber öldünüz o bulvarlarda.. Beraber frengiydiniz,beraber aids. Her sabah tonlarca atıktınız belediye kamyonlarında. Doğrulunca herkestiniz,yıkılınca hiç kimse..
Azar azar öpüştünüz,azar azar güldünüz; azar azar sonra mezarlıklarda... Protez dişler gibi yakışmadınız girdiğiniz ağızlara; ne işitileceklere kulak ne öpüleceklere dudak ne de su olmadınız kuruyan ırmaklara. İskemle olmadınız öyle yorgun oturacaklara... Üye olsanız ne çıkar derneklere, memur olsanız ne çıkar devletlere, okur olsanız ne çıkar şiirlere Evet okur olsanız ne çıkar şiirlere...!
Eylül 2000.
Bir kent oldular sonunda ve adını değiştirdiler ülkemin. ( Kemal ÖZER )
Sesimde bir uğultu aşklarımın aşkıyla sesimde ölülerden devralınmış
Her çağda sügit kabul ; törensel ışıltılarla avutan dinlerin büyüsünden, hanedanların ,kralların erkinden ulandık ve kaldık geride paranın ,sanayinin kirinden. Artık herkes mağlup dönüyor kendi iğfalin cinnetinden...
Herkes hızla soyunuyor benliğinden,hızla sevgilerinden; yakıp upuzun güneşleri kimse caymıyor seherinden Herkes maymun/memnun genel geçer halinden. Herkes mağlup, dönüyor kendini iğfalin cinnetinden...
Bu dünyanın mazgallarından artık bakamam. Bu kentler benim olsa bile asla yatamam ! Kimseler tıtmuyor aşklarının elinden. İşte geldim geçiyorum şu günlerin içinden, ben caymışım güneşimdn,kinimden; ''güneşin altında yeni birşey yok...''
Herkes mağlup dönedursun kendini iğfalin cinnetinden...
Aralık 1998.
Bir kent oldular sonunda ve adını değiştirdiler ülkemin. ( Kemal ÖZER )
Unutmadım,göğünde kanımın nasıl alazlandığını ve dökülmesinler diye yaprakların ağaçlarına böbetçi kaldığımı...
Ey,şehir !
Sende kaldı hemşerilerim ; anılarda giderek küllenen kederlerim, sende tedirgin sevinçlerim,hazin yenilgilerim. Dağlarda kartalların kanat şakırtıları; uyur mu koynunda hala eski sevgililerim ?
Ey, şehir ! Kal ,öyle içinde kalelerin. Kal,evlerinin ışıkları yanıp sönsün,yanıp sönsün. Karpuzlar çatırdasın avlularında, külhanbeyler üşüşsün bulvarlarına!..
Ellere ne şehir benim,düş benim; gündüzlerinin göğünde güvercinlerim, buruk bir sızıdır hala içinde kederlerim...
Ey ,şehir ! Yaralı yatağım benim, birazdan akşam olacak, Karacadağ'dan kalkan kuşlar saçlarına konacak...
Unutma,ben yine yılmaz'ımdır; çok yorulmuş,yanılmış,yılmamışımdır; nafile karıştırma saçlarını bitmiş,kalmamışımdır. Ey,şehir ! Kalmamışımdır...
Mayıs 2000
Bir kent oldular sonunda ve adını değiştirdiler ülkemin. ( Kemal ÖZER )
Kuşlar mıydı, ben miydim ölen gerçekten Yoruldum her sabah yeni bir kuşu yitirmekten..
Kuşlarım vuruldu, kurak bir nehirle kaldım. Alacakaranlıkta bu yetim şarkısıyla döndüm dolaştım kendime vardım. Dağlarım kurşunlandı, ayazlarda yıkandım kuşlarım vuruldu çoktan kimsesiz kaldım...
Kuşlarım vuruldu, ömrüm paslandı, yiten yılları andım ki rüzgârlar kadar çok karşılandım, çok uğurlandım... Hızla dökerken yapraklarını kalbim, gidip bir şarkının notasında saklandım.
Ama kuşlarım…kuşlarım vuruldu çoktan kimsesiz kaldım...
kuşlarım vuruldu, kalbim dağlandı, o ah aşklara yandım. Yas tutan bir dünyanın kalabalığında, gelenler gittiler gölgemle kaldım. Çek git yolumdan kalbim artık uslandım !
Ama kuşlarım... Kuşlarım vuruldu çoktan kimsesiz kaldım...
Ekim 1999
Bir kent oldular sonunda ve adını değiştirdiler ülkemin. ( Kemal ÖZER )
Tenin tenimde ben sana haldaş olayım, bir yaprak gibi dalına sarılayım; uğruna yanılayım,uğruna yorulayım. Ahını ahıma kat,sevdan olayım. Sesime bir ilmek at,sesine tutunayım...
Sen ateş ol,ben yanayım, sen yaz ol,ben ayaz kalayım; uzasın gölgeleri şu ışıkların, sen tutukla ben hükümlü kalayım. H ü k ü m l ü k a l a y ı m...
Temmuz 1999
Bir kent oldular sonunda ve adını değiştirdiler ülkemin. ( Kemal ÖZER )
'' Bir şiirde, bir satır saklayabilir başka bir satırı Nasıl ki bir kavşakta bit tren belki örter bir treni .....
Aşkta, başka bir sitem saklayabilir bir sistem ve küçük bir serzenişte , koskoca bir şikayet gizlidir belki Bir adaletsizlik bir başkasını saklayabilir -bir sömürgeci bir başkaısnı Bangır bangır bir kırmızı üniforma bir tane , bir tane daha ! ''
-Kennth Koch-
Göğsünde aç kartalların, atmacaların yarıştığı tenha bir atlastan geldim. Kıyamda,kıyamette namluların kuytu dağlarla öpüştüğü bir atlastan.
Yılları, yolları, yaşları yok gurbet yüzlü adamlardan, sur diplerinde bıçaklanan aşklardan...
Yaşamı hiç bilmeden ölümü ezberleyen, badem gözlü,sıtmalı çocuklardan; yazgısı uçurum çocuklardan...
Zafir Dicle'de ve asi Fırat'ta, sıska keleklerde, kıl çadırlarda güneşe sataşan adamlardan...
Ya kederiydik kendimizin, ya bir halkın kederi; ya şakağı ya şafağı bir halkın namlular çarmıhında !
Çünkü yok satıyorsa hayat, çok satıyordur erk,çok tüfek; yok satıyorsa nehirlerimizde şafağın ilk ışıkları, çok satıyordur şiddet,nefret, aşiret...
İşte sürüldü şarjöre mermi,indi emniyet, katıldı otuz bine bir daha yağmurlu bir sokakta delik deşik bir ceset.
Yaşasaydı kendinin kederi olacaktı, yaşasaydı belki bir gün torunlarıyla dolunaylı gecelerde yıldızlar sayacaktı...
Kenger toplarken ellerine diken batan çocuklar, bilmezlerdi gözleri bağlanıp kurşunlanan bir aşkın hazin bir ünlem bırakacağı hayata...
Bilmezlerdi bütün melodramların yalan olduğunu çekirdek çitlenen eski yazlık sinemalarda.
Onlar hala gülümsüyorlar buğulu bir atlastan. Anıları damlıyor fotoğraflardan...
Biz de geçtik o dağlanan ağıtlardan. Biz de göçtük kirden, pasaktan, ve hıncın ışıltısından. Yakılmış köylerden,kesilmiş kulaklardan, o kanlı ayinlerden,perişan ormanlardan; biz de geçtik o murdar hayatlardan...
Herkes gidecek elbet bu yavşak zamanlardan; bu kan revan, bu iğfal akşamlardan...
Herkes gidecek !
/ V e a n t o l s u n k i , h i ç b i r k u r ş u n ,h i ç b i r ç e l i k , h i ç b i r t o p r a k v e h i ç b i r v a t a n , d a h a k u t s a l d e ğ i l d i r i n s a n d a n ! /
Ağustos 2002
Bir kent oldular sonunda ve adını değiştirdiler ülkemin. ( Kemal ÖZER )
'' Tutkular mı ? Gönlün o tatlı ağrısı da mantığın sözü önünde süzülüp gidecektir ve yaşam,çevrene soğuk bir dikkatle baktığında, boş ve aptalca bir şakadan başka nedir ?
- Lermontov-
Bir münzeviydim... Virajlı harfler gibi yaşadım; s'de kaldım;kahrın alfabe (S)inde...
Ölümler vardı öldüm, ateşler vardı yandım ! Bir yanardağ gibi içimden dünyanın yüzüne karşı...
Yapraklar sallanıp duruken ağaçlarda... İçimde yarım kalmış bir orman... İçimde yanmış kalmış bir orman....
Yağmurlar vardı, hepsini yağdım. Ne beklenen gelendi, ne gelen beklenendi...
Devrildim sabrın tehditkar kabzasıyla Uygarlık yarım kaldı, dedim,ey, Zerdüşt ! Ve yarım barbarlık da; ikisi de caymadı, gökyüzü soldu, avuçlarımda gencecik bulutlar öldü...
Yapraklar sallanıp duruken ağaçlarda. İçimde yarım kalmış bir orman... İçimde yanmış kalmış bir orman...
Kan bile terk ederken damarını, zamanlar an'larını, her aşk kendi masalını...
Dedim, yapraklar mı terk eder ağaçlarını, yoksa ağaçlar mı yapraklarını ?
Dedim, kimse konuşmayacak mı susuşlarını ? Kimse... Kimse toplamayacak mı çığlıklarını ?
Ve senden birbirinin gözüne yaslamış herkes kanlı ve mahcup bayraklarını ?
Yanıt yoktu... Çünkü soru yoktu, soru yoktu ,soru yok !
Dedim ey nüshasız aslım, bu acıların hesabını veren yok ; onları güneşe ser,güneşe ! Acı bu, herkes onu her yerde, O da güneşte çeker... Sonra katlar dolabına koyarsın, arada bir çıkarıp ütülersin,anarsın...
Bu acılar başka ne işe yarar ?
/ Devrilse de üstümüze şehir yarar insana... Acıtsa da kalbimizi şiir yanar insana.../
Yapraklar sallanıp duruken ağaçlarda... İçimde yarım kalmış bir orman. İçimde yanmış kalmış bir orman...
Bir münzeviydim... Virajlı harfler gibi yaşadım; s'de kaldım;kahrın alfabe (S)inde... Ölümler vardı öldüm, ateşler vardı yandım !
Hep naçar bir gölgeydim şehrin uğultusunda ve yalan bir müfreze hayatın ordusunda; nere dönsem iğretiydi bir yanım...
Ateş yanım, duman yanım, kül yanım; gelen yarım, giden yarım, ben yalım... yapraklar sallanıp dururken ağaçlarda... İçimde yarım kalmış bir orman. İçimde yanmış kalmış bir orman...
Ödeştim cehennemimle hiç dublör kullanmadan !
Boğuldu su, yenildi aşk, çürüdü devler... İçimde yarım kalmış bir orman. İçimde yanmış kalmış bir orman...
Şubat 2002.
Bir kent oldular sonunda ve adını değiştirdiler ülkemin. ( Kemal ÖZER )
Patasana
,
1 üyemizin bugün doğum günü ;Doğum gününüz kutlu olsun.
Semboller
Aktif Konular & Son Konular
Diğer İstatistikler
Yeni konu Açamazsınız Yeni konu açabilirsiniz. Konuya cevap yazabilirsiniz. Konu kapalı konuya cevap yazamazsınız. (M) Moderatör (A) Admin (SA) Son Admin