AŞKIM, ŞARKIM | YILMAZ ODABAŞI WEB SİTESİ


   AŞKIM, ŞARKIM
      13.12.2009 tarihinde yazılmış ve 4772 kere okunmuş.

A Ş K I M  Ş A R K I M

(orada bir aklık;
aklıyorum,
aklıyorum bitmiyor!
ölüyor,
ölüyorum
da bu yaşamak bitmiyor…


yazıyorum: anlatmak,
anlıyorum: anlamak,
sarıyorum: kanamak,
özlüyorum: aramak,
büyüyorum: çoğalmak
h i ç   b i t m i y o r !)

ay doğar, gece uçurum gibi gelir.
yanarım, aklıma küller gelir...


ey kül, kalmaksa kalmanın,
ama ölmekse ölmenin rahmidir yerim,ölmekse!
dediler onlar da öldüler, kansızdı hançerleri
oysa şimdi günlerin menzilinde, hançerleri kınındadır.
kirletip atmışlar uykuyu/gözleri ve sakalları hâlâ
gülümsüyormuş
vur emri ve adları ajans bültenlerinde
generaller ödül koymuş cesetlerine…

ay doğar, gece uçurum gibi gelir
doludizgin tayların yeridir yerim
orada işgâl teni toprağın
susarsam düşerim, ıslatır toprağı terim...


oysa ben feodal törelerimi s(atıp) da girdim bu kente
attılar ömrümü çeklere, senetlere ve dipçiklere
bakmaktan yorgunum hayatın teninde kirli sivilcelere...

ey dağlarım, ey rüzgarım beni gel kurtar!

ay doğar, gece uçurum gibi gelir
ben bir hırçın ozanım,sizi burdan kovarım,kovulursunuz!
aşklarımı açıklasam büyürüm ufka karşı
açıklasam suçlarınızı
ölürsünüz!

(açıklasam ey bütün hutbeleri, mevlutleri ve en azgın yaraları bu kentin! kirli ışıkları, beyaz tokalı kızları, ateş konuşan militanları, bulvarları, barları, “parça gösteren” sinemaları, esnafları, eşrafları, oofff'ları, sevgi tüccarları, ihanet ihraççıları, sabah çorbacıları, voltadaki mapusları,muhterem memurları, gözleri mahmurları, kan kaybeden aşkları, futbol mecnunları, kenarları, kerataları....)

açıklasam!
vergiye tâbi viziteler, sarkık memeler;
alkol, sperm ve kan kokan geceleri bu kentin!

biz bu kentlere girince görmüyorsunuz
gölgeleri, ışıkları bilmiyorsunuz
b(akıp) günün ortasında gözlerinize
kendinize bizim kadar ölmüyorsunuz...

ey dağlarım, ey rüzgârım, aşkım, şarkım beni gel kurtar...
her yağmura savrulan ıslak kanatlı kuşları kurtar!



ay doğar, gece uçurum gibi gelir
orada uzun yol şoförlerinin uzak yollara saçılmış gözleri
uzak sevgileri, üşümeleri
ve bu kentin bir ülkeye acıkmış peşmergeleri
topraksızız da topraksız
şimdi hangi toprak saracak ölüleri?
 

ay doğar gece uçurum gibi gelir

aklıma notaları kurşunlanan şarkılar,
kurşunlarda yanık kokan türküler gelir
ben bu kente girince efkâr kokar,
bir sarhoş bu kente kusar
kendi kokmayan kadınların etekleri rüzgârlardadır…


ben bu kente girince kimlik sorar devriyeler
devrilmeler, delirmeler ve devrimler hesap sorar
ben bu kente girince tetik düşüremem, ellerim kilitlenir
dudaklarım mühürlenir, öpemem!

Saramam...
Saramam kollarım kilitlenir.

yine de ay doğar, ay, gece uçurum gibi gelir
herkes kendine kalır umarsız;
sanki ölümünün sanığı, açlığının nedeni herkes

ve yangınına taammüden kastedilen şu hayat…

ben bu kente girince yasak öpüşler
karanfiller, şiirler yasak
tutarım yollara atarım kendimi:
“-bir tek karanfil, bir dize şiir sami,
karaborsa olsun, n'olursun!
bir dize şiir yıldızlı geceler gibi koksun…


yerde tank paletleri çiğner şiirimi
-bu yüzden, sırf bu yüzden...-
bu yüzden tanımım yerdedir
ve en büyük tanrım yerde
o yerde,
mitralyözler taradı gençliğimi/siz bilmezsiniz
tank paletleri çiğnedi şiirimi
sevgimi, düşlerimi
ve gülüşlerimi
hepsi yerdedir şimdi/siz bilmezsiniz…

ben bu kente girince
geceler, gelecekler, gençlikler yasak
ötede pazarlığa oturmuş pezevenkler
orada altının, doların tırmanışı
acının, öfkenin, ihanetin tırmanışı
ve umudun…

ötede kaypak baharlara yürüyen sevgililer
ve bir uğultu ummanındaki kalabalık;
tüketen, tükenen kalabalık
ve kabarık ölümler
ölümler...


bulun benim notamı hangi şarkıda kaldı?

b u l u n  b e n i m  n o t a m ı !

sordular, hangi gazetelerle örtmüştük o ölüleri?
kim uydurdu infaz gecelerini?
özlemin vergi iadesi yok mu?

yine de ay doğar, ay, gece uçurum gibi gelir
ben bu kente girince en namlı namlular uyanır ansızın
kesilir çocukların, en iri bıçaklarla kesilir ninnileri:
“de lori lori, kurêmin lori… de lo-!”

sonra yağmurlar düşer yollara, yollar düşlerim gibi ıslaktır.
toprağın o haklı kokusu ansızın bana yerimi anımsatır
ki azım, azıksızım,
traş da olmamışım ve büyük acıkmışım
sonra ter içinde küfürle geçerim geceleri
daha ısrardır, ısrar, yeni çocuklar doğar
ve hamiledir bu kentin tüm gelinleri…

ay doğar, gece uçurum gibi gelir
bu kentler bitecek bir gün bizleri bırakarak
gökyüzü uçaklara, kentyüzü namlulara kalacak
bu kentler bitecek bir gün bizleri bırakarak
ve herkes ufalacak!


ya da biz bu kentlere girince,
bize karanfiller, şiirler atacaksınız
o gün sevinçten ağlayacağım, ağlayacaksınız!


kadınım,
beni kokla
ve uğurla
dönmeyebilirim
kokumu unutma…
                                       
/işte yeni bir ufku çiziyor ellerim
siz boğulurken orada dirilmenin rahmidir yerim.../

                                         Diyarbakır, 1987

---------------------------

Not:Yılmaz Odabaşı'nın bu şiiri, sıkıyönetim Diyarbakır'ında yazılmış,1987'de TAYAD'ın düzenlediği,"Darbecilere karşı acıyı, hayatı şiirleştirelim; en iyilerini seçelim," konulu şiir yarışmasında -Ümit Mola mahlasıyla- binlerce şiir arasından ikincilik ödülü kazanmıştır. Yılmaz Odabaşı, cezaevlerindeki mahkumların elle yaptığı çarmıhta adam heykeli ve ölüm oruçlarında yitirilenlerin adlarının birer karanfill işlenerek anıldığı bir mendili, 1987'de TAYAD'ın Ankara'da düzenlediği ödül töreni gecesi dönemin TAYAD başkanından almıştır.

 

  

  Yazdır Facebook'ta Paylaş Arkadaşına Gönder ŞİİRLERİNDEN





      DUYURU

ŞARKISI BEYAZ


3. Baskısı çıktı!
(Roman, 265 sayfa-Nemesis Yayıncılık)



KONUŞSAM SESSİZLİK GİTSEM AYRILIK


5.Baskısı çıktı!
(Bütün şiirleri:1.kitap/120 S.-Nemesis Yayıncılık)


FERİDE


13.Baskısı çıktı!
(Bütün şiirleri 2. kitap/96.s.-Nemesis Yayıncılık)



 



Uzun süredir yeni basımlarını yaptırmadığım ve okurun ısrarla aramaktan caymadığı yeni baskılar yayınlanıp raflarda yerlerini aldıktan sonra, yeni kitaplarım 2012 yılı içinde sırasıyla yayınlanacaktır. Bilginize sunar, selam ederim...(Y.O.)


      MULTİMEDYA



      GALERİ




   KENDİ SESİNDEN ŞİİRLERİ