KÜLTÜREL VE ETİMOLOJİK OLARAK NEWROZ | YILMAZ ODABAŞI WEB SİTESİ


   KÜLTÜREL VE ETİMOLOJİK OLARAK NEWROZ
      27.02.2010 tarihinde yazılmış ve 944 kere okunmuş.

     KÜLTÜREL VE ETİMOLOJİK OLARAK NEWROZ

 

      YILMAZ ODABAŞI

        

 

      Newroz, alfabesinde “w” harfi bulunan, dolayısıyla bayramını bu harf olmadan

telaffuz edemeyen bir halkın, Kürt halkının, Rumi 8 Mart, Miladi 21 Mart olan ve ateşle sembolize edilen bayramıdır.

 

     Zerdüşt öğretisiyle ilintisi halk arasında pek bilinmeyip, Demirci Kawa’nın Zalim Dehak’a direnişiyle özdeşleştirilerek anılan, anlatılan, bir yanıyla da baharı muştulayan bayramdır. Kürtçe’de “Newrozin” sözcüğü de “bahar çiçeği” anlamına gelir.

 

     Newroz, geleneksel anlatılar arasında bir yanıyla Gılgamış Destanı’nı, bir yanıyla da Yunanlıların Olimpos Dağı’nda ateşi sembolize edişlerini andırır…Türk halkı için “Hıdırellez” neyse, Kürtler için de “Newroz” aynı geleneksel önem ve anlama sahip olmakla kalmayıp, ortaya çıkışı çok daha eski çağlara dayanır.

 

      Newroz’unu anlamak için Demirci Kawa efsanesinden çok, Kürtlerde Zerdüşt öğretisine ve Zagros Dağları’nda tutuşturulan geleneksel“ateş Kültü”ne göz atmak gerekir.

    

      ŞAİR FİRDEVSİ’DE DEHAK 

     Şair Firdevsi, ünlü “Şahname” adlı eserinde Kral Dehak ve Demirci Kawa efsanesini de özetler.Ancak, omuzlarından yılan çıkan bir kral olarak söz etmez Dehak’tan.

      

     Firdevsi, Dehak’ın Arap olduğunu ve kentinin de Dicle kenarında olduğunu vurguladığı için, tarihçiler, Asurlu’ların son başkenti Ninova’nın da Dicle kenarında olduğunu, bu nedenle onun Asur Krallığı’nı temsil edebileceğini de öne sürmüşlerdir.

 

    Sonuçta çağlar boyu, kuşaktan kuşağa aktarılan zalim Dehak ve Demirci Kawa efsanesi, halen dört parçaya dağılmış Kürt bölgelerinde her yıl Newroz’ da ateşler yakılarak, Kürtlerin bir anlamda hanedanlıklara, krallara başkaldırı ve direnişi sembolize ederek kutlanmaktadır.Halen Güney Kürdistan’da Demirci Kawa’yı sembolize eden devasa bir heykel de bulunmaktadır.

      

 

 

       ZERDÜŞT FELSEFESİ VE ATEŞ

      Ateşin, insanlık tarihinden bugüne bazı uygarlıklarda tapınma boyutunda anlamı bilinir.Ateş, Yunan mitolojisinde olduğu gibi Zerdüşt felsefesinde de çok önemli bir yere sahiptir.

 

      Ateş, güneşin yeryüzündeki temsilcisidir.Tüm canlıların ısı ve ışık ile yaşayıp geliştiği Zerdüşt öğretisinde de çağlar öncesinde vurgulanmıştır.”Arya  Uygarlığından Kürtlere” adlı kitabında S.Mıhotili, Kürtlerde ateşin önemine ve Zerdüşt öğretisindeki yerine hayli geniş yer verir.

  

      Kanımca Zerdüşt dini, yaygın olduğu çağlarda büyüyü vb. boş inançları rededen özellikleriyle bugünün bazı inanış biçimlerinden çok daha çağdaş nitelikler taşımaktadır.Oruç tutmaktan namaz kılmaya kadar bazı fiziki ibadet biçimlerini de reddeden Zerdüşt öğretisini, büyük Alman filozofu Nietzsche de anlamlı ve özel bulmuş olmalıdır ki, bu öğretiyi Zerdüşt’ün kendi dilinden konu edinerek “Böyle Buyurdu Zerdüşt” adlı kitabında konu edinmiştir.

       

      Bu yüzden insanlık tarihinin bilimselliğe yakın ilk dinlerindendir Zerdüştlük. Zerdüşt öğretisi-Yezidilik-Kürtlerin asıl dini, Zerdüşt ise Kürtlerin asıl peygamberidir.

 

     Daha sonra farklı kültürlerden etkilenen Kürtler zaman içinde büyük oranıyla İslamiyeti benimsemişler ve çağlar boyu Newroz ateşleri başında kadın-erkek omuz omuza halay çeken Kürtler, İslamiyetin baskısıyla giderek haremlik ve selamlıklara ayrılarak çarşaf gibi ilkel giysilerle çok sonraları, xx. yüzyılın başlarında tanışmışlardır…  

 

      ATEŞ VE NEWROZ

     Zerdüşt felsefesine göre:”Kapısında besili hayvanları ve çocukları dolaşan,

ocağında sürekli ateş yanan aileleri iyi tanrı Ahuramazda çok sever.”

     Kırsal yörelerde ise halen Kürtler, köylerinde, göçebe çadır yaşamlarında

ocaklarındaki korların üzerini geceden örtüp gündoğumunda bu korlarla yeniden ateş yakmakta, ocaktaki ateşin sönmesini bir israf saymaktadırlar.

 

     Örneğin, Demirci Kawa efsanesinde de dağlarda yakılan ateşlerle mesaj verilmesinden söz edilir.1992 yılı Newroz’unda PKK’li gerillaların, bir önceki gece dağlarda büyük ateşler yakarak sonraki gün kutlanacak Newroz bayramı için kırsal yöre insanına mesaj verdiklerine, Cizre'den -bir gazeteci olarak- tanıklık etmiştim.

      

     Yine bildiğim kadarıyla Karacadağ, Cizre, Şırnak gibi birçok yörede, köy meydanlarında kurulan düğünlerde halay tutanların ateşi çevrelediği görülür.

Birçok yerde düğün sone erinceye kadar ateşin devamının sağlanmasının da,

Zerdüşt öğretisinde ateşin anlamıyla bir ilintisi olmalıdır.

 

    S.Mihotili, Ağrı Dağı’nın eski bir yanardağ olarak Arya halkının belleklerin de yer etmiş olmasından söz ederken, Ağrı Dağı’nın isminin doğuşuna da ateşin kaynaklık ettiğini öne sürer (bkz. Ağrı/Agır(Kürtçe “ateş”demektir)/Agiri:Ateş dağı anlamında.)

 

     Çağlar boyu bazı kültürlerde örneklerine rastlandığı gibi, Kürtler de ölen yakınlarının mezarlarında  büyük ateşler yakmayı bir gelenek edinmişlerdir.Bu geleneğe artık pek rastlanmasa da, bu çağlar boyu böyle devam ettirilmiştir.

 

    Halen, demirci Kawa’nın Zalim Dehak’a başkaldırışıyla ifade bulan efsaneye göre Newroz, hep ateşle anlam bulmakta, otoritelerin buyunduruğu altında başkaldırıyı ateşle sembolize eden Kürtler, her yıl 21 Mart’ta geleneksel bayramları Newroz’a sahip çıkarak, yer yer bayramlarını sahiplenmek için bedeller ödeyerek kutlamaktadırlar…

     

 

    BUGÜNÜN KÜLTÜR SÖMÜRGECİLİĞİ HAKKINDA

    Newroz’dan söz etmişken, son on ila on beş yıldır yaşanan kültür sömürge

ciğinden, Kürtlerin geleneksel Newroz’unu “Nevruz” adıyla Türk’lerin Ergenekondan yola çıkmasını kutlayan ve bu bayramı Türkmen bayramı saymak gibi ilginç bir gafletten de söz etmek gerekir(!)

 

    Her kültürün, her halkın gelenekleri, bayramları vardır ve tümünün de kendi bayramlarını kutlamak, geleneklerini özgürce yaşamak, kuşkusuz en anlamlı haklarıdır. Ancak, bazı kültürler ve uluslar, kendilerini tarih boyu diğer kültür ve uluslardan üstün tutmak gibi narsistçe eğilimler geliştirdikleri için, başka halkların geleneklerini, bayramlarını devşirmek gibi pek de etik olmayan tutumlar yeğlemektedirler.

 

     Sırf Kürt kimliğini ve kültürünü yok saymak amacıyla,”Newroz”u “Nevruz Türkmen Bayramı”na dönüştürmek çabasındaki mantığın kültür sömürgeciliğinden başka bir tanımı olamaz.

 

     S.Mıhotili,”Arya Uygarlığından Kürtlere” adlı kitabında bu konuda şunları söylüyor:”(…)Bu durum, bir temele dayanmayan kültürel yoksunluklardan kaynaklanmaktadır.Bu durumun verdiği açgözlülük, onların hem saldırgan hem de dramatize edilmiş iddialar ortaya atmalarına neden olmaktadır.Bu konuda saygınlık kazanmak için başkalarına ait uygarlıklara sahip çıkmak değil, asıl o uygarlıkların üreticilerini takdir etmek gerekir.Kendisine özgü olmayan öğeleri taklit eden, onlara sahip çıkmakta direnen bazı çevrelerin, türlerinin son örnekleri olarak hala ortada bulunduklarını ne yazık ki hala görebilmekteyiz…”

    

     Her şeye rağmen, geçmiş yıllardan hatırladığım büyük yasaklara, hatta toplu katliamlara rağmen, çağlar boyu sönmeyen  ateşle Demirci Kawa'dan bugüne zulme geleneksel başkaldırıyı sembolize edenlere selam olsun!

 

     Kürt halkının Newroz bayramı kutlu olsun.Yakın tarihlere tekabül eden Türk halkının Hıdırellez’i de kutlu olsun...Dostlukla!

                                                                                                                  

  

  Yazdır Facebook'ta Paylaş Arkadaşına Gönder Kategorisiz





      DUYURU

ŞARKISI BEYAZ


3. Baskısı çıktı!
(Roman, 265 sayfa-Nemesis Yayıncılık)



KONUŞSAM SESSİZLİK GİTSEM AYRILIK


5.Baskısı çıktı!
(Bütün şiirleri:1.kitap/120 S.-Nemesis Yayıncılık)


FERİDE


13.Baskısı çıktı!
(Bütün şiirleri 2. kitap/96.s.-Nemesis Yayıncılık)



 



Uzun süredir yeni basımlarını yaptırmadığım ve okurun ısrarla aramaktan caymadığı yeni baskılar yayınlanıp raflarda yerlerini aldıktan sonra, yeni kitaplarım 2012 yılı içinde sırasıyla yayınlanacaktır. Bilginize sunar, selam ederim...(Y.O.)


      MULTİMEDYA



      GALERİ




   KENDİ SESİNDEN ŞİİRLERİ