|
EY ŞEHİR
“Sisler iner bütün dağlardan
Uyuyan şehrin üstüne.”
-S. George-

Ey şehir,
yaralı yatağım benim,
unutmadım sokaklarına meteliksiz dadandığımı,
hollere, bulvarlara, kokulara acemi
şarkısız kadınlara abandığımı.
Dökülmesinler diye yaprakların
ağaçlarına nöbetçi kaldığımı…

Ey şehir,
sende kaldı hemşehrilerim;
anılarda giderek küllenen kederlerim,
sende tedirgin sevinçlerim, hazin yenilgilerim.
Dağlarda kartalların kanat şakırtıları;
uyur mu koynunda hâlâ eski sevgililerim?
Ey şehir,
kal öyle içinde kalelerin.
Kal, evlerinin ışıkları yanıp sönsün, yanıp sönsün.
külhanbeyler üşüşsün bulvarlarına!
Ellere ne şehir benim, düş benim.
Gündüzlerinin göğünde güvercinlerim,
buruk bir sızıdır hâlâ içinde kederlerim…

Ey şehir,
birazdan akşam olacak,
Karacadağ’dan kalkan kuşlar saçlarına konacak.
Unutma ben yine Yılmaz’ımdır;
çok yorulmuş, yanılmış, yılmamışımdır;
nafile karıştırma saçlarını bitmiş, kalmamışımdır.
Ey şehir,
K a l m a m ı ş ı m d ı r…
Yılmaz ODABAŞI |