YILMAZ ODABAŞI ASKERİ DARBEDEN DAVACI | YILMAZ ODABAŞI WEB SİTESİ


   YILMAZ ODABAŞI ASKERİ DARBEDEN DAVACI
      06.01.2011 tarihinde yazılmış ve 975 kere okunmuş.

FAŞİST DARBECİLERİN YARGILANMASI İÇİN  SUÇ DUYURUSU 

Şiirleri, devrimci gençliğin dilinden düşmeyen Yılmaz Odabaşı, Diyarbakır 78 kuşağının öne çıkan isimlerinden biriydi. Hukukçu olmak isteyen Odabaşı’nın bu azmi, İzmir’de Hukuk Fakültesi’ndeki ilk yılında, 12 Eylül 1980 günü son buldu. Tutuklandı, adı işkencelerle tarihe geçen Diyarbakır Askeri Cezaevi’nde 1 yıl 2 ay hapis yattı(...)

 21 Eylül 2010, Sabah Gazetesi, (Haberin ayrıntılarını okumak için):

http://www.sabah.com.tr/fotohaber/gundem/12_eylul_magdurlari_anlatiyor?albumId=21074

--------------------------------

19 Eylül 2010 tarihinde ilgili savcılığa sunduğum suç duyurusu ve dava açılması talebi:

CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA                                                         

ŞİKAYETÇİ: Yılmaz ODABAŞI

ŞÜPHELİLER     : 1- Kenan Evren (Gen. Kur. Eski Bşk.), 2- Nurettin Ersin (Kara Kuv. Eski Kom.), 3- Tahsin Şahinkaya (Hava Kuv. Eski Kom.), 4- Nejat Tümer,(Deniz Kuv. Eski Kom.), 5- Sedat Celasun (Jandarma Gen. Eski Kom.), 5- Bülend Ulusu (TC. Eski Başbakanı) ve diğer bakan, bürokrat, vali, kaymakam, emniyet müdürü, asker, amir, memurlar.

SUÇ     : Darbe yapmak, anayasayı değiştirmek, hükümeti yıkmak, sistemli bir şekilde planlayarak ve tasarlayarak adam öldürmek, kasten yaralamak, işkence yapmak, eziyet etmek, hürriyetten yoksun bırakmak, cinsel saldırıda bulunmak.

SUÇ TARİHİ   : 12 Eylül 1980 ve devam eden tarihler.

AÇIKLAMALAR :

1-) 12 Eylül 1980 sabahı saat 03:59’da Türk Silahlı Kuvvetleri ülke yönetimine el koymuştur. Bu darbe emir-komuta zinciri içinde, yukarıdan aşağı, askeri hiyerarşi çerçevesinde cereyan etmiştir. Darbeyi yapan üst düzey komutanlar, Milli Güvenlik Konseyi adı altında anayasa yapılana dek yasama ve anayasada değişiklik yapma yetkilerini üzerlerine almışlardır. MGK kendisi hakkında kanun da çıkartarak yasal zeminin üzerine oturmuştur. Yasamayla beraber darbeci komutanlar birçok yürütme işlemini de yerine getirmiştir. Milli Güvenlik Konseyi, yukarıda ad ve soyadları yazılı Genel Kurmay Başkanı, Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri Komutanlarıyla Jandarma Genel Komutanı’ndan oluşan beş kişilik bir kuruldur. MGK, mevcut hükümeti yıkarak yerine Bülend Ulusu’ya kurdurttuğu hükümeti koymuştur. Askeri darbe sonucu yukarıda isimleri yazılı şüphelilerin emir ve talimatlarını uygulayan kamu personeliyle sivillerin tümü suç işlemiştir.

2-) Şüpheli Genel Kurmay Eski Başkanı Orgeneral Kenan Evren’in kendi ifadeleriyle sabit olan “darbe zeminini hazırlamak için şartların olgunlaşması beklenmiştir”. Şüpheli Kenan Evren’in emir ve talimatlarıyla suç tarihi olan 12 Eylül 1980 askeri darbesinden yaklaşık 6 ay önce suç belgesi Bayrak Harekat Planı hazırlanmıştır.

3-) 1 Mayıs 1977’de Taksim Meydanı’ndaki işçi sınıfına karşı işlenen katliamın 12 Eylül darbesini tetikleyen, plan ve raporları kozmik odalarda saklanan, derin bir suikast olduğu bilinmektedir. Maraş olayları ve Çorum katliamının toplumsal çatışma çıkarmaya yönelik derin devletin sevk ve idaresinde, bir kısım insanların milli-dini duyguları tahrik edilerek yaptırıldığı gün yüzüne çıkmıştır. Türk-Kürk ayrımcılığı, Alevi-Sünni çatışması, şeriat-komünizm korkutmaları, şüpheliler tarafından yıllarca uygulanan psikolojik harekat planlarının ürünüdür. Toplumu kontrol altında tutmak amacıyla farklılıklar rejim tehdidi gibi gösterilerek ayrımcılık körüklenmiştir. Bu sebeple toplumda yarılmalar meydana gelmiştir. Üretilen kaos ortamında yasal olarak çözüm yoluna iktidardaki hükümetin karar vermesi gerekirken yapılan darbe, anayasal düzene açıkça müdahaledir. 

4-) Darbe sonucu; TBMM kapatılıp anayasa ortadan kaldırılmıştır. Siyasi partilerin kapısına kilit vurulup mallarına el konulmuştur. 650 bin kişi gözaltına alınmıştır. 1 milyon 683 bin kişi fişlenmiştir. Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılanmıştır. 7 bin kişi için idam cezası istenmiştir. 517 kişiye idam cezası verilmiştir. Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asılmıştır (18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1’i Asala militanı). İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderilmiştir. 71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılanmıştır. 98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak” suçundan yargılanmıştır. 388 bin kişiye pasaport verilmemiştir. 30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atılmıştır. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarılmıştır. 30 bin kişi “siyasi mülteci” olarak yurtdışına gitmiştir. 300 kişi kuşkulu bir şekilde ölmüştür. 171 kişinin “işkenceden öldüğü” belgelenmiştir. 937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklanmıştır. 23 bin 677 derneğin faaliyeti durdurulmuştur. 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verilmiştir. 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istenmiştir. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verilmiştir. 31 gazeteci cezaevine girmiştir. 300 gazeteci saldırıya uğramıştır. 3 gazeteci silahla öldürülmüştür. Gazeteler 300 gün yayın yapamamıştır. 13 büyük gazete için 303 dava açılmıştır. 39 ton gazete ve dergi imha edilmiştir. Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirmiş, 144 kişi kuşkulu bir şekilde ölmüştür. 14 kişi açlık grevinde ölmüştür. 16 kişi “kaçarken” vurulmuştur. 95 kişi “çatışmada” ölmüştür. 73 kişiye “doğal ölüm raporu” verilmiştir. 43 kişinin “intihar ettiği” bildirilmiştir.

5-) İktidardaki hükümete bağlı olan şüphelilerin, iktidarın talimatları dışında hiçbir şey yapma hak ve yetkileri yokken yasaları açıkça ihlal ederek anayasal düzeni yıkmaya yönelik yaptıkları eylem ve işlemler suçtur. Şüphelilerin emir ve talimatlarını uygulayan kamu personeli ve sivil kişiler de suç işlemiştir. İşlenen suçların cezalandırılması amacıyla yapılacak soruşturmalara engel olmak amacıyla 82 anayasasına konulan geçici 15. Madde, 12 Eylül 2010 günü referanduma sunulan anayasa değişiklik paketini halkın çoğunluğunun onaylamasıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Şüphelilerin işledikleri suçların soruşturmasına geçici 15. Madde engel olduğundan zaman aşımı kesintiye uğramıştır, zamanaşımı söz konusu değildir. Kaldı ki şüpheliler darbe günü ve devamında suç işlemeye devam ettiklerinden dahi zamanaşımı hiçbir şekilde dolmamıştır. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda müruru zaman söz konusu değildir. Yukarıda isimleri yazılı ve koğuşturma sonucu kimlikleri tespit edilecek şüphelilerin işlemiş oldukları darbe suçu nedeniyle doğrudan veya dolaylı olarak zarar gördüğümüzden şüphelileri şikayet etmek gerekmiştir.

SONUÇ VE İSTEM :

Yukarıda arz ve izah edildiği üzere şüphelilerin hapis cezasıyla tecziyeleri için haklarında koğuşturma yapılarak kamu davası açılmasını arz ve talep ederim.                                                                                                                                                

     YILMAZ ODABAŞI İÇİN HESAPLAŞMA VAKTİ adlı video için link: 

       http://www.kure.tv/webtv/803-haber/yilmaz-odabasi-icin-hesaplasma-vakti/1855-Bolum/73398/

     ------------------

    30 YIL SONRA İŞKENCE RAPORU İSTEDİLER

      12 Eylül döneminde gördüğü işkenceler için dönemin yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulanan şair-yazar Yılmaz Odabaşı’ndan 30 yıl önce işkence görüp görmediğine dair rapor istendi.

     

     Yılmaz Odabaşı, Diyarbakır Cezaevi’nde gördüğü işkencelerin yanında 12 Eylül dönemindeki diğer tutukluluk ve şiddet gördüğü olaylar nedeniyle Kenan Evren, dönemin 7. Kolordu Komutanı Korgeneral Kemal Yamak ve bulunduğu cezaevinde 18-20 insanın işkenceyle ölmesine neden olan Cezaevi İç Güvenlik Amiri Esat Oktay Yıldıran ve dönemin Gölcük Donanma Sıkıyönetim Askeri mahkeme heyeti başkanı Yüzbaşı Avni Emirler hakkında suç duyurusunda bulundu.

 

    SAVCI FARKLI OLAYA BAKTI

     Ancak savcılığın bu olaylar yerine 1979’da jandarma tarafından gözaltına alındığı bir dosya üzerinden işlem yaptığını belirten Odabaşı, “Önceki gün jandarmalar evime gelerek, ‘Savcı bize yazı gönderdi ifadeni almamızı istiyor’ dedi. Üstelik 31 yıl önce işkence gördüğüm için devlet hastanesine giderek muayene olmam ve rapor almam gerekiyor” denildi. İki gün içinde muayene olacağını ifade eden Odabaşı, savcının farklı dosya üstünden işlem yapmasına da itiraz edeceğini sözlerine ekledi.

     Olayı değerlendiren Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı, Adli Tıp Uzmanı Şebnem Korur Fincancı, “30 yıl sonra bile bazı işkence izlerine rastlanabiliyor. Ama tabi bu tür davalarda aradan 30 yıl geçtikten sonra tamamen bu işi hekime devretmek de doğru hareket değil. Hekimlerin bu gibi durumlarda çok ciddi uzmanlık gerektiren, ayrıntılı araştırmalar yapması gerekiyor” dedi.

     Star Gazetesi, 24 Aralık 2010

      http://stargazete.com/politika/iskence-raporu-31-yil-sonra-istendi-haber-318262.htm

      Yılmaz Odabaşı'nın 12 Eylül'de yaşadıklarından kısa bir kesit için bkz.

      http://www.yilmazodabasi.com.tr/yazi-213-Orada-neler-olmustu-SON-ON-iKi-EYLuL-YAZiSi-.html

      -----------------------------

    

      NOT:Darbecilerin yargılanmasının artık somut yasal dayanakları vardır.Adalet Bakanlığı, 12 Eylül darbecilerini yargılamak için savcılarla gerekli koordinasyonda gecikmemeli, AKP hükümeti,  referandum öncesi telaffuz ettiği askeri vesayetin bu kesitiyle hesaplaşma taahhüdünü unutmamalıdır.

      Artık o döneme ait iddianameler, ifadeler, tutanaklar ve gerekli tüm deliller ilgili merciler tarafından bulunup ortaya çıkarılmalı, 12 Eylül'le hesaplaşmak, bu toplumun geçmişiyle yüzleşerek demokratikleşmesinin önemli bir basamağı da sayılmalıdır.

      12 Eylül'le ilgili açılan davalar, askeri darbeden davacı olanların kişisel sorunu, salt bireysel intikamı duygusu olarak algılanmamalı, askeri darbenin bu ülkede yüzbinlerce insanı mağdur ettiği hafızalardan silinmemelidir.

      Bireysel hesaplaşma olarak algılanırsa bile; ölenlerin, hayatları ve gençlikleri telef edilenlerin, sakat kalanların, cezaevi kapılarında mağdur edilen analarımızın vb vd. bireysel  hesaplaşmasıdır da.Erdal Eren'lerin, Nejdet Adalı'ların, Mahzun Kormaz'ların itibarının devlet eli ile iadesi, Esat Oktay Yıldıran gibi katillerin ise kuşaklar boyu resmi mahkumiyeti olacaktır bu dava.

       Bireysel boyutuna gelince, kendi adıma gençliğimin en verimli yıllarında yirmi beş günü işkencede, bir yılı aşan süre cezaevinde dokuz yıl açık bir dosyayla yaşadım.Bu dokuz yıllık evrede on iki kez bu açık dosya nedeniyle gözaltına alındım, yıllarca takip edildim, girdiğim işlerden çıkarıldım, dostlarım öldürüdü, birçoğu ruhsal tedavi gördü ya da mülteci oldu.1988 yılında sekiz yıl hapis cezasına çarptırılınca, karar her an onaylanabilir diye altı ay kaçak  yaşadım.Bu dava, 1989 yılında beraatle sonuçlandı.Yani dokuz yıl sonra "suçsuz" bulundum.Evet, bu hem toplumsal hem de bireysel bir hesaplaşmadır!

       O yıllarda hayatarımızı karartanlar, hiçbir haklı gerekçeye sahip değildiler.Bugün onların yargılanmaması için de AKP hükümetinin ve ilgili mercilerin hiçbir gerekçesi kalmamıştır.Biz dilekçelerimizi Eylül 2010 tarihinde verdik.Faşist darbeciler ve onlarla birlikte hareket eden katiller yargılanmalıdır.Başta Kenan Evren vd. sorumlular hakkında dava açılırsa, bizler de avukatlarımızla gerekli tüm delilleri sunacağız.

       AKP Hükümeti, sadece üç generali açığa almakla askeri vesayetle hesaplaştığı gibi bir yanılsama yaşamamalı, bizlere referandum sürecinde verdiği sözü tutmalıdır!

                                                                               Yılmaz Odabaşı, 6 Ocak 2011  

 

  

  Yazdır Facebook'ta Paylaş Arkadaşına Gönder HABERLER





      DUYURU




 

6 MAYIS'TA MALATYA BELEDİYESİ'NİN KİTAP FUARI İÇİN MALATYA'DA OLACAĞIM (SAAT:14.00)

 

 12 MAYIS CUMARTESİ KIZILTEPE KAMPÜS KİTABEVİ,(SAAT:14.00)

 

13 MAYIS PAZAR NUSAYBİN HALİKARNAS KİTABEVİ, (SAAT:14.00)



14 MAYIS PAZARTSİ SEYR-İ MESEL MARDİN, (SAAT:20.00)

 

 

Uzun süredir yeni basımlarını yaptırmadığım ve okurun vefayla- ısrarla aramaktan caymadığı yeni baskılar yayınlanıp raflarda yerlerini aldıktan sonra, yeni kitaplarım 2012 yılı içinde sırasıyla yayınlanacaktır. Bilginize sunar, selam ederim...(Y.O.)





































      MULTİMEDYA



      GALERİ




   KENDİ SESİNDEN ŞİİRLERİ