YAZMAK, BİR YALNIZLIK EYLEMİDİR-EDMOND JABES | YILMAZ ODABAŞI WEB SİTESİ


   YAZMAK, BİR YALNIZLIK EYLEMİDİR-EDMOND JABES
      03.10.2009 tarihinde yazılmış ve 562 kere okunmuş.

     YAZMAK BİR YALNIZLIK EYLEMİDİR

      EDMOND JABES

      Yazı, bu yalnızlığın dile getirilmesi midir? Hiç bir birleşme, hiçbir sendika ya da örgüt, hiç bir özgür komün yalnızlığa izin vermez. Sadece yazı kâğıdı bunu yapar; bir tek o, yazının suç ortağıyla, sözcüklerin sonsuz kırılganlıklarında parçalanıp toza toprağa karışan yapıtı yeniden ayağa kaldırdığı anda, o büyük ve derin yaraları ya da benzersiz görkemiyle çağların duvarlarındaki övülesi okumayı örgütler.


    Yalnızlık olmaksızın yazma mı, yoksa yazı olmaksızın yalnızlık mı olamaz?


    Işık ya da gölgenin katlarında olduğu gibi, yalnızlığın farklı düzeyleri, birçok aşama anlamına gelen yalnızlık dereceleri de var mıdır?


   Öte yandan, kimileri geceye kimileriyse gündüze adanmış yalnızlıklar olduğu savunulabilir mi?


   Güneşinki gibi ışıl ışıl, yuvarlak ya da mezar taşı gibi karanlık, yamyassı değişik yalnızlık biçimleri, neşe ya da yas yalnızlıkları da var mı?


   Yalnızlıktan söz edilir edilmez onun varlığı son bulur. O yalnızca, okuyacak gözlerden onu koruyan uzaklığı içinde yazı da var olabilir.


   Demek ki, söylemek söz konusu olduğunda söylenen söz ancak yazılı söz olmalı: Bu, başkasınca üstlenilen bir yalnızlığın sonu olup başkası için bir yalnızlık serüveninin başlangıcıdır.


   Yalnızlıkla buluşma aracı: Sözcükler


   Yüksek sesle konuşan asla yalnız olamaz.  Yazan, sözcükler aracılığıyla yalnızlığıyla buluşur.


   Kim cesaret eder kumların ortasında söze başvurmaya? Çöl, sessizlikle kuşatılmış bir yerden ansızın doğacak nihai bir çığlığa verilen yanıttır yalnızca; çünkü varlığın belirsiz sınırlarında asla yazı yazılamaz.


   Bu sınırın farkına varmak, aynı zamanda, yazının çıkış noktası olarak yalnızlığımızın düzensiz sınır çizgisini tanımak anlamına da gelir.


   Dolayısıyla yalnızlık ve yazıyla ilgili kalem elde gideceğimiz belirsiz, bizimle ve bizim aracılığımızla yeniden keşfedilecek sınırlar vardır.


   Her kitapta yalnızlığın ürkünç mağaraları vardır. Göğün yedinci katının tanığı gökyüzüdür.


   Boşluğun katları vardır. Yeryüzüyle gökyüzünün boşluğu olan yalnızlık, insanın içinde soluk alıp dört döndüğü kendi boşluğudur.

   Her kaynağa yeniden bağlandığında yalnızlık; ilk birliği dağıtan, zamanı durduran, farklı biçimlerde belirlenemezliği çoğaltıp sayısız olanı birleştiren sıra dışı bir yeteneğe sahiptir.


   Demek ki, bu koşullarda yazmayı aramak; yapıtın ötesinde, öncelikle düşüncenin izlediği yolu yeniden ama ters yönde bulmak; düşünceyi kendi nesnesine, yapıtı onu içeren söze yeniden kavuşturmak; böylece sonuçta kendi adını yaratıp kendi başlangıcından habersizliği içinde kitabın ilk yalnızlığıyla birleşmek için onun kendi yalnızlığını yeniden ortaya çıkartmaktır.


   Yazar, kitabı terk edemez. İnanır ve onun yamacına çöker. Yazmak, ilk başta, yıkılan kitabın taşlarını yeniden toplamaktır yalnızca; amaç onlarla yeni bir yapıt oluşturmaktır. Yazar işte bu yapının yorulmaz yapı ustası, mimarı ve duvar örücüsüdür. Ne var ki, yapısındaki ilerleme, onun başarısına yön veren doğal, iç hareket pek önemli değildir. Önemli olan, her şeyden önce, sindire sindire okunması gereken şu iki yalnızlığın, söz ve kitabın yalnızlıklarının yazılmasıdır.


    Şu ince kâğıt dikdörtgenden başka hiçbir yerde sözcüklere böylesine alan sunulmadığı gibi, ondan başka hiçbir yerde sözcükler ne bu kadar sıkı biçimde birbirlerine bağlıdır, ne de aynı zamanda birbirlerinden böylesine uzaktır. ne büyük bir çatışkı!- çünkü hiçbir birleşme, hiçbir sendika ya da örgüt, hiçbir özgür komün yalnızlığa izin vermez.


   Bir tek yazı kâğıdı bunu yapar; bir tek o, yazının suç ortağıyla, sözcüklerin sonsuz kırılganlıklarında parçalanıp toza toprağa karışan yapıtı yeniden ayağa kaldırdığı anda, o büyük ve derin yaraları ya da benzersiz görkemiyle çağların duvarlarındaki övülesi okumayı örgütler.


    Yalnızlık, yazarın boyun eğdiği, bazen uyumlu, ama çoğunlukla yazarın ona güdülenmeden yakasını kurtaramadığı, tek yönlü bir bağlanmadır.


    Ama neden? Yalnızlık, insanın bilinçli bir seçimi değil mi? Yapay olmayan bu zincirlerin anlamı ne? Güçsüz, yalnızca boyun eğen, kendi istencinden kaçan bir yalnızlık olabilir mi?

    Yazarın kendisini kurtaramadığı bu yalnızlık gereksinimi, tam da yalnızlığa adını veren sözün ona dayattığı yalnızlıktır. Onun yalnızlığının özünü oluşturan yalnızlık, sanki daha yoğun bir yalnızlık varmış gibi, ana karnındaki çocuğa benzer biçimde kendisinin ele geçen görünümüne kendisini uyduran sözcüğün olduğu yerde yalnızlığına gömülüdür.

        EDMOND JABES -Çeviren: Doğan Çelikkol

 

  

  Yazdır Facebook'ta Paylaş Arkadaşına Gönder KONUK YAZARLAR





      DUYURU

ŞARKISI BEYAZ


3. Baskısı çıktı!
(Roman, 265 sayfa-Nemesis Yayıncılık)



KONUŞSAM SESSİZLİK GİTSEM AYRILIK


5.Baskısı çıktı!
(Bütün şiirleri:1.kitap/120 S.-Nemesis Yayıncılık)


FERİDE


13.Baskısı çıktı!
(Bütün şiirleri 2. kitap/96.s.-Nemesis Yayıncılık)



 



Uzun süredir yeni basımlarını yaptırmadığım ve okurun ısrarla aramaktan caymadığı yeni baskılar yayınlanıp raflarda yerlerini aldıktan sonra, yeni kitaplarım 2012 yılı içinde sırasıyla yayınlanacaktır. Bilginize sunar, selam ederim...(Y.O.)


      MULTİMEDYA



      GALERİ




   KENDİ SESİNDEN ŞİİRLERİ